İslam Daveti

İnsanların zihinleri ve kalpleri üzerinde, onları cahiliye ve küfrün karanlığından İslam’ın nuruna iletmek için yapılan savaş, gittikçe daha da şiddetleniyor.

Bugün bu savaşın, iman-küfür savaşının sınırları her eve ulaştı, aileleri parçaladı, eski dostların ilişkilerini kesti, halkı müminler ve kafirler olarak ayırdı. İşte bu, cihadın sünnetidir.

Kimisi hakikatin tarafına geçiyor, kimisi batıla sarılıyor; kimisi hayatını İslam uğruna feda ediyor, diğeri İblis’in hizmetine gidiyor ve polis teşkilatında öldürülüp ve cehenneme yollanıyor.

Allah düşmanları, batılı süslemek ve Hakk’ı karartmak için tüm çabalarını sarf ediyorlar.

Kafirlerin kuklaları, İslam’ın nurunu söndürmek için gece gündüz çalışıyorlar fakat Yüce Allah(c.c.)’ın Tevbe Suresi, 32.ayette buyurduğu gibi:

«Onlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise mutlaka nurunu tamamlamayı dilemektedir. Kafirler hoşlanmasalar da…»

Son zamanlarda kafirler ve onların mürtedlerden oluşan hizmetçileri,ilk sırada mücahidlerin daveti üzerine inşa edilen İslam davetinin büyümesinden ciddi bir rahatsızlık duymaktadırlar. Onlar savaşta da davette de en öndeler. Allahu Akbar!

«Bizim yolumuzda mücadele edenleri, mutlaka yollarımıza eriştireceğiz. Muhakkak ki Allah, salih ameller işleyenlerle beraberdir.» (Ankebut, 69)

Mücahidlerin davetinde bereket var, ihlas var, asalet var. Onların sade ve açık üslupları, Kur’an ve Sünnet’ten delilleri gençlere kafirlerin sıradan insanlara, hasseten gençlere aşılamaya çalıştıkları şekliyle batılın eğip bükmelerinden daha güçlü tesir ediyor.

Küfür, kin ve haset tıpkı Magomedsalam gibi çevreleyenleri daha da aşikar olunuyor. Kardeşimiz Halid Ebu Usame(rahimehullah)’nin daveti, kafirlerin tarafından yakıcı bir nefreti çağırdı. Kardeşimiz onların kalplerini yakıyor, Kur’an’ın ayetleriyle ise müminlerin kalplerini ferahlatıyordu.

O kafirler gençlerin neden Allah’ın ayetlerini dinlediklerini, Rasulullah(s.a.s.)’ın sünnetini takip ettiklerini ve neden kendi yalanlarını dinlemediklerini, vaadlerine inanmadıklarını anlayamıyorlar. Yine o kafirler, onların neden böyle çoşkuyla savaştıklarını, neden hayatlarını Allah yolunda verdiklerini fakat kendileri gibi paranın, gücün ve yozlaşmanın kulu olmadıklarını anlayamıyorlar.

Ve gelen fırtınanın ilk işaretlerini, yenilginin ilk işaretlerini anlamıyorlar ve Hak yolunda Peygamber’ine sımsıkı tutunanları Allah onları korusun, Allah onlardan razı gelir.

Allah(c.c.) Kur’an’da buyuruyor ki:

«Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin yardımcıları ve velileridirler. Onlar iyiliği emredip fenalıklardan men ederler, namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler, Allah’a ve Rasulüne itaat ederler. Allah, onlara rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah, mutlak galiptir; hüküm ve hikmet sahibidir.» (Tevbe,71)

Allah rızası için sevgi ve buğz, o kadar şiddetli ve keskin bir hale geldi ki; genç kardeşler, eskiden kendileriyle akrabalık ve arkadaşlık bağı olanlara karşı mücadeleye giriştiler.

Fakat şu hergün senin kardeşini, kızkardeşini öldürenlerle, kadınlara ve çocuklara dahi acımayan insanlarla nasıl bir arkadaşlığın olabilir ki?..

De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, eşleriniz, aileniz, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenleriniz size Allah’tan, Rasulünden, O’nun yolunda savaşmaktan daha sevimliyse o zaman Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete eriştirmez!» (Tevbe,24)

Ve onlar konuşmadıkları için, bir şey yapmadıkları için, nasıl olsa çabalamadıkları için Allah’ın ayetlerine karşı hiçbir şey yapamazlar.

Allah(c.c.) artık onlara dinlerini kafirlerin öğrettiği ve taharetini dahi yapamayanları alçaltmıştır. Ve onlar, molla (sufi) katırlarının yükü gibi kitapla, ilim ve bilgi ile yükünü değil yanlarında tütün ve birasını taşıyan bu necis ahlaklı kafirler, Yüce Allah’ın ayetlerini terk eden işgalciler onlara İslam’ın ne olduğunu öğretiyorlar!

Allah(c.c.) ise müslümanları uyarmıştır:

«Onlar kendileri kafir oldukları gibi sizin de kafir olup kendileriyle aynı olmanızı ne çok isterler! O halde onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları dost edinmeyin! Eğer yüz çevirirlerse onları bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. Onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinin! » (Nisa,89)

Allahu Teala, içinde şüphesi olanlar için büyük rahmet ve bereket olan cihad vesilesiyle İslam ümmetini arındırmak istemektedir.

O(c..c.), Kur’an-ı Mübin’de şöyle buyuruyor:

«Mülk, elinde olan Allah yücedir ve herşeye kadirdir. Ölümü ve hayatı, hanginizin amel bakımından daha güzel olacağını imtihan etmek için yarattı. O(c.c.), mutlak galip ve çok bağışlayandır.» (Mülk,1-2)

Ey müslümanlar, zafer mutlaka Allah’ın dininin olacaktır. O(c.c.), insanı kendisindeki doğruluk ve sabrına göre rahmetiyle affeder.

«Seveceğiniz bir şey daha: Allah’tan yardım ve yakın bir zafer! Müminlere müjdele!» (Saff,13)

Ya zefer ya cennet! Allahu Akbar!

İslam Aliev / Djamaat Shariat