Mardin Fetvası ve Çeçen Teröristler…

Moskova metrosu Şehadet eyleminden sonra,  “Türkiye’nin Kadirovcuları”nın malum sitesindeki başlığını okuyunca ilgi çeken fakat içeriğinden bir şey anlaşılmayan makale dikkatimi çekti. “Hakan Albayrak’tan Moskova’daki Metro Saldırısına Sert Tepki” Merak edip okuyunca, sadece benim gibi merak edip okusunlar diyerek makale başlığı yazıldığı ve makalenin alakasız boş kelimelerden ve “bu karışıklıkta laf ola, biz de bir-iki satır yazalım” makalesi olduğu anlaşıldı. Zannettim ki kerameti kendinden menkul H.Albayrak denilen zevat bayağı bir “tepki” gösteriyor.

Hayır !

Tepki falan gösterdiği yok, zaten makaleyi okumaya başlayınca, lafı Moskova metrosundan başlatıp, Hamas’a, Hizbullah’a, Filistin’e ve oradan İbn-i Teymiye’den Mardin’deki İngiltere ve ABD menşeli yayın kuruluşlarının hazırladığı “Barış Diyarı Mardin” konulu konferansa “Mardin fetvasına” gidiyor… ( aslında, o konferansın da “Konferansa Mardin’den kaç kişi dinleyici olarak katıldı? Bu konuşmaları dinlemek için kaç kişi Mardin’e gitti? Halk konferansa ne kadar ilgi gösterdi? Bilinmiyor. Bu konular üzerinde duran da olmadı. Zaten konferansın dili de Mardinlilerin bildiği bir dil değildi. İslami bir sorunu ele alma iddiasıyla düzenlenen bu konferansın dili de İngilizceydi. Ne Türkçe, ne Farsça ne de kitaplarını Arap dili ile yazan İbni Teymiye’nin dili ile konuştular. Anlaşılacağı gibi, konferansın muhatapları Mardin halkı değildir. O zaman bu konferansın muhatap kitlesi kimlerdir? ** Prof.Dr.Hacı DURAN / Vakit Gazetesi – “Mardin Fetvası ve İbn-i Teymiyye’nin Che Guerası” )

H.Albayrak makalesinde “İşgale karşı savaşta Moskova Metrosu yolcularını havaya uçurmanın nasıl bir yeri olabilir?  O bombalı saldırılarda ölenler işgal askeri değildi”  diyor…

Bende sana soruyorum; H.Albayrak “ Çeçenya’da ölen 467.000 çocuk, genç, yaşlı ve masum sivil insan asker mi?  Ya da 11.şubatta öldürülen yabani sarımsak toplayıcıları siviller mi askerdi?…

(Gazeteci kartvizitine ve Kuzey Kafkasyalı bir aileye mensup secerene bakınca seni tarih ve olayları bilir zannediyoruz… ya, o malum Türkiye’nin Kadirovcuları sitesinde senin adını kullanıp senin adın üzerinden makale yazıyorlar, -sözüm ona tanınmış etkili bir gazetenin yazarısın ya !- ya da hakikaten sen bunları gazete arşivlerine ve son 16-17 yılda Çeçenistan’da olan biteni göz ardı edip, kasıtlı yazıyorsun, adının reklam olması için her türlü hakarete sessiz kalıyorsun… Her iki olasılıkta da işin zor gazeteci kartviziti taşıman dışında senin cahil ve acizliğini gösteriyor çünkü. -Aslında bu makalede de “senin adını anarak gene reklamını yapıyoruz.” Çok etkili bir otoritesinde, saçmalıktan bir tepki göstermişin yazısı üzerine sana cevap gibi algılanmasın çünkü yazdığını zannettiğimiz o makaleyi hiç yazmasan daha iyiydi.. Moskova Metrosunu kınamak isterken kendinle çelişiyorsun zaten makalenin başlığındaki metro baskını kınamasından çok, senin derdin “İslam ümmeti ve Fetva” ile… diyorsun ki;  “Burada bir işgalin ve işgale karşı savaşın yaşanmakta olduğunu bile bile dünyanın dört bir yanından gelip Filistinlilerden gasp edilmiş topraklar üzerinde yaşamayı seçen her Yahudi işgalci statüsündedir ve bizim tarafımızdan hedef alınmayı peşinen kabul etmiştir” mantığıyla hareket ediyor; ama Moskova Metrosu’nu kana bulayanlar böyle bir mantığa da sığınamazlar…”  Çeçenya üzerinde her türlü zulüm ve soykırımı yapan Rusya için neden “Rusya’nın yaptığı terörizmdir” diyemiyorsun? Tekrar soralım sana; “Rusya’nın ve satılmış kukla Kadirov’un Çeçen halkı üzerinde yaptığı soykırım meşru mu? )

Aslında, Ebubekir Sifil “Fetva kültürü” isimli makalesinde H.Albayrak’a aradığı sorunun cevabını veriyor. (…) “Paragrafın ilk kısmını dikkatle okursanız, Hamas ve diğerlerinin mücadele tarzını ifade ederken “tarafsız taraflı bir Batılı gözlemci”nin kaleminden çıkmış gibi bir intiba oluşturduğunu fark edeceksiniz.”

Ve asıl önemlisi, ikinci kısım:

“Moskova Metrosu’na dönecek olursak… Çeçen direniş lideri Dokka Umarov, saldırıları üstlendi. Emri bizzat kendisinin verdiğini açıkladı. Gerekçesi özetle şöyle: ‘Onlar bizim sivillerimizi katlettiler, biz de onların sivillerini katlettik.’ Çok acayip bir cihad anlayışı…”

Karar önceden verilmiş. Son cümle bunu ifade ediyor. Bu “çok acayip bir cihad anlayışı.” Sonra da Albayrak, bu “acayip cihad anlayışı”nın ortadan kaldırılmasına yönelik bir fetva istiyor el-Karadâvî ve benzeri isimlerden. Aslında fetvayı kendisi vermiş de, onlardan teyit istiyor.” (…)

Aynen öyle, “Aslında fetvayı kendisi vermiş de, onlardan teyit istiyor.” ve  son günlerde moda olan “ılımlı İslamcı”ların edasıyla biraz da  kelimelerini masumane havada (kısacası, olayların iç yüzünü bilmeyenler için, tuzak kelimeler ) seçerek ;

Cihad konusundaki kafa karışıklığımızı giderecek sarih bir referans metni hazırlasalar…

Dört başı mamur bir Cihad fıkhı manifestosu yayınlasalar…

Ne güzel olur.”

Cevaben, Ebubekir Sifil “Fetva kültürü” isimli makalesinden bir alıntıyla devam ediyorum,

(…)“Katolik dünyada kilise konsilleri toplanır, kararlar alır ve uygular. Bu kararlar dinî açıdan -kilisenin günahsızlığı (!) ve yanılmazlığı (!) dolayısıyla- tartışma dışıdır. Bizim için dikkat çekici olan şu nokta: Her bir konsil, daha önceki konsil-ler-de alınmış kararları onaylayıcı mahiyette karar alabileceği gibi, onu ortadan kaldırıcı mahiyette de karar alabilir.

Mardin toplantısının yaptığı en büyük tahribat bana göre dilimize ve bilincimize “fetva kaldırma” olgusunu yerleştirmesi oldu. Fetva, birilerinin yürürlüğe koyduğu ve başka birilerinin de yürürlükten kaldırdığı bir olgu değil oysa. Konsil kararlarını andıran bu takdim ve algı durumu, fetva bilincinde büyük bir tahribat yaptı gerçekten. En azından dilimize öyle bir kalıp yerleştirmekle yaptı bunu.” (…)

Evet, ne güzel olur du değil mi H.Albayrak. ?

Tağut’a hizmet eden anlayışla hareket edilseydi, Katolik kilise konsülleri gibi toplanıp, kararlar alınsa ve senin o özlemle beklediğin -Cihad fıkhı manifestosu- yayınlansaydı   “Peygamber sünneti ve Allah ayetleri ile amel eden her Mü’min’e aşağıcı, horlayıcı, suçlamalar yüklenerek sizin yazdıklarınıza eşlik edilseydi”. Ne güzel olurdu…

Şehadet Eylemcileri için, Çeçen kelimesinin sonuna “Radikal İslamcı, bölücü, isyancı, ayrılıkçı, militan, terörist” gibi sıfatlar eklenseydi daha da güzel olurdu. “Çeçen Radikal İslamcı, Çeçen bölücü, Çeçen isyancı, Çeçen ayrılıkçı,, Çeçen militan, Çeçen terörist”

Kulağına hoş geliyor mu?

Dilinin ucuna geliyor da bir türlü yazılı hale getiremiyorsun değil mi ?

Bir gün bu cepheden kınama rezilliği halinde yazılar diğer gün, diğer cepheden alttan alarak ( ki, onunda Türkiye kamuoyundan fazla tepki almamak için taktik olduğunun farkındayız) Lafı dolaştırıp yalpalayıp duruyorsun.

Bilenlerin tarihi bilgilerini tazelemek ve bilmeyenlere de yardımcı bilgi olması bakımından Rusların Çeçen topraklarına ilk adım atışını yazmak istiyorum. (H.Albayrak  zevatı  sende iyi oku, batılı kafirlerin ezberinden Çeçen Tarihi öğrenmeye kalkanların hali senin gibi oluyor zira )

  • Rusların Çeçen topraklarına ilk adım atışı; 1567
  • Çeçen topraklarında ilk savaşın başlangıcı; 1599-1604 (1598 yılında Çar Boris Gudunov Tarki Şamhallığı üzerine iki ordu sevketti. Biri Boutoulin komutasında, diğeri Pleşçeyev komutasında Astrahan’dan yola çıktı. Terek ve Greben Kazakları tarafından desteklenen Rus ordusu , Çeçenler tarafından desteklenen Tarki şamhallığı tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Rus ordusu 1604 yılında ikinci defa Dağıstan’a saldırdı. Rus ordusu, Çeçen-Dağıstan-Osmanlı müttefik güçlerinden oluşan ordu karşısında, ilkinden daha ağır bir yenilgi aldı.

Çeçen Direniş Tarihi’nde, Ruslar ile “ilk işbirliği yapan mürted”in kim olduğu yazarak bu kısa tarih bilgisini bitirmek istiyorum. Paragrafın başından da anladığınız gibi , Rus kuklası Kadirov mürtedinden öncede ne yazık ki Çeçen Tarihinde geçen zaman içinde işbirlikçi ve mürted Rus kuklaları olmuştur ve bunlardan ilk olanı, “Aqiy Shix Murza” dır (Akiy Şih Murza). Çeçen Tarihçi “Prof.Dr. Yavus Ahmadov’un araştırmalarına göre, XVI yüzyılda Çeçenlerin güçlenmeye başlamasıyla ve Terek kıyılarını işgal ederek kaleler yapan  Rusları tedirgin etmeye başlayınca, Bazı Çeçen beyleri ile ticari ilişkiler kuran Ruslar, para, rütbe ve paye peşindeki Çeçenleri kendi saflarına katmışlardır. Bu işbirlikçilerden ilk Çeçen az önce de yukarıda yazdığımız gibi, bölgedeki Feodallerden bir temsilci olan “Okuckiy Aqiy Shix Murza (Okutski Akiy Şih Murza) 1578 yılında Ruslara katılarak ilk “yerel işbirlikçi mürted” olarak Çeçen Direniş Tarihi’nde  yerini almıştır. ( ilgilenenler için; rahmetli “Çeçen Filolog ve Araştırmacı yazar Tarık Cemal Kutlu’nun Çeçen Direniş Tarihi” kitabından faydalanabilirler ve ayrıca; bir Türk, bir Osmanlı torunu, bir Müslüman oluşundan utananlar Çeçen-Türk ilişkilerini ve işgalci Ruslara karşı yaptıkları kahramanca mücadeleyi bu kitapta okuyabilirler)

Konumuza dönecek olursak, Rusların Çeçenistan topraklarını işgal etme teşebbüsleri 1567 yıllarında başlıyor ve Çeçen halkının özgürlük ve direniş mücadelesi yaklaşık 443 yıldır devam ediyor.

H.Albayrak meselesine gelince, “Türkiye’nin İlk Kadirovcu” topluluğu oluşturulurken Sivas’lı Çeçen bir kardeşimiz aralarında “Hakan” adında bir Kuzey Kafkasyalı yazarın da olduğu gurup yakın zamanda Çeçenistan’a Kadirov’la görüşmeye gidecek” dediğinde, inanın bu kadarına ihtimal vermemiştik. “Kafkasya’yı görme hevesidir” deyip üzerinde durmadık. Fakat görülüyor ki hevesten ileri bir hal aldı. “paralı kalemşörlük” haline dönüştü.

Bu lafta nereden çıktı, bildiğiniz bir şey mi var yoksa ?” diye soranlar olabilir.

Bildiğimiz şey, malum “Türkiye’nin Kadirovcuları web sitesi”nde açıkça ortada…

Web siteyi sakin ve sükunetle incelerseniz;

  • “H.Albayrak sert tepki” gösteriyor.
  • Gülen Saldırıyı kınıyor (Fethullah Gülen Hocaefendi,  Moskova’da metrosuna düzenlenen terör saldırılarını lanetledi.) bu da ayrı bir tartışma ve makale konusu. Tamamen politik ve ezber. Ne deseydi ? “Mücahide kız kardeşlerimize Şehadet eylemlerinden dolayı yüce Allah’tan rahmet dilerim şehid (İnsh’Allah) oldular, Kafkasya Emirliği’nin başısağolsun

Fethullah Gülen Hocaefendiye “ Baş patron Putin ve onun kuklası Kafirov’un katliamlarını hatırlatıp fikrini sorsaydık buna da vereceği cevap farklı olurdu. Nitekim Caharkale’deki Gülen Cemaati okulları kapatıldığında şöyle dedi; “800 bin insan -bir milyon bile değil- o koskoca ordu bütün gücüyle Çeçenistan’a karşı savaş ilan ediyordu. Mantığı yoktu bu meselenin. Bakın samimiyet başka bir meseledir, fakat samimiyetin önemli bir derinliği esasen akıldır, mantıktır, muhakemedir, stratejidir….Türkler gelmişler orada Grozni’de okul açmışlar. O okul çok güzel bir okuldu. O binada taş, taş üstünde bırakılmadı, yıktı Ruslar okulu. Okul dağıldı. Oradaki yüzlerce çocuk Türk terbiyesi ile yetişiyordu. Şimdi dağılıp gittiler…. Rusların bu konudaki taktiklerinin sebeplerinden biri de şuydu: “Dıştan insanlar gelip burada eğitim ve kültür faaliyetlerinde bulunacaklarsa başkalarının da o istikamette bir talebi olur” diyerek İranlının, Turanlının ayağını kesmek, Vehhabiliğin önünü kesmek için orada böyle umumi bir karar verdiler. Ve biz de öyle umumi bir karardan nasibimizi aldık…” (F.Gülen’nin Çeçenistan Caharkale’de okullarının kapatılması ile ilgili yazısından alıntı. Politikanın insanlara neler konuşturduğuna bir örnek )

  • Kukla Kadirov’a gelince; Kadirovcu web sitesinde Rus işbirlikçisi Kafirov, ne kınayabiliyor ne de sert tepki gösteriyor, kendi ağzından “Moskova Metrosu” bir satır yazı yok  (öyle ya, Rus terörüne ortak olan ve kendi halkına soykırım yapan bir kukla kendi yaptıkları teröre nasıl bir kılıf bulur, nasıl kınayabilir?

Gerekte yok zaten. Türkiye’de onun yerine yandaş olarak seçtikleri eli kalem tutan yazar zevatından popüler isimler bu işi hakkını vererek yapıyor.)

Mürtedler için yüce Allah (c.c) Kur’an da şöyle buyuruyor;

O gün bazı yüzler ak olur bazı yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denecektir: İmanınızdan sonra kafir mi oldunuz ? Nankörlük etmenize karşılık tadın azabı. (Al-i İmran 106)

ve mürtedlerden zulüm gören Mü’min’lere de yüce Allah (c.c) Kur’an da şöyle buyuruyor;

Şu bir gerçek ki; mallarınız ve kendiniz konusunda yıpratıcı bir imtihandan geçirileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden de çok eziyet işiteceksiniz. Sabrederseniz ve korunursanız işte bunlar, kararlılık isteyen işlerdendir. (Al-i İmran 186)

Son olarak ;

Eric S. Margolis’in  “Zaman Çeçenlerin özgür olma zamanıdır” başlıklı makalesinden bir alıntı.

“Rusya’nın Kafkas dağlarında yaşayan ateşin Çeçen aşiretleri hakkında söylenen bir söz vardır: “Çeçenler asla mağlup edilemez, sadece öldürülürler.” Çeçenler, Rusya’nın güçlü bir rakibidir. Adı cani olarak bilinen Rus mafyası bile Çeçenlerden korkar ve bu korkması için iyi bir sebeptir.

Geçtiğimiz yıl, Başbakan Vladimir Putin, Rusya’nın denetimindeki Kuzey Kafkaslar’da direnişin yok edildiğini, gururla ilan etti. Bölge pasifize edildi.

Çeçen intihar bombacıları Putin’in açıklamasını şaşırtarak, geçen hafta 39 ölü ve 70’in üzerinde yaralıyla Moskova metrosunu vurdu. Çeçen intihar bombacıları, Dağıstan’da çoğunluğu polis 12 kişiyi öldürdü. Komşu Dağıstan’da daha fazla sayıda saldırı vardı. Kuzey Kafkasya tekrar kaynamaya başladı.

Saldırılar, Rusları çalkaladı ve geriye, Kremlin’in derin utancı ve öfkesi kaldı.”

(…)