Şeyh Ebu Basir at-Tartusi’den Muhanned’e: «Ya Tevbe edip K.E. Emir Abu Usman’a Biat Et ya da Evine Geri Dön!»

Şeyh Ebu Basir at-Tartusi’nin telefon ile yaptığı mülakatın ses kaydına alınmış orijinal bir kopyası geçtiğimiz hafta sonu K.B.K sektörü (Kabardey-Balkar-Karaçay Birleşik Vilayeti) Mücahidleri haber kaynağı «İslamDin» web sitesinin isteği üzerine «İslamumma» tarafından Rusça dile çevirisi yapılarak Kafkasya Emirliği Bilgi ajanslarına dağıtıldı.

* * *

Kavkaz Center yayın ekibi okurlarına Şeyh Ebu Basir et Tartusinin Kafkasya Emirliği Emir Dokku Ebu Osmanın Mücahidler arasında fitne çıkarmakla suçladığı Arap gönüllü Muhannede seslenişinin Türkçe çevirisini sunar.

***

Hamd, Allah’a; salat ve selam O’nun Resulü(s.a.v.)’ne olsun!

Şimdi, Kafkasya Mücahidleri Emiri Dokko Ebu Osman (h.a.)’dan bir söz duydum ki O; bir fitne veya uyuşmazlığın kardeşimiz Muhanned tarafından organize edildiğini, bu fitne ve Muhanned’in eylemlerinin neticesinde, Mücahidlerin vahdetini ve tek sözlüğünün olumsuz etkilendiğini, konumunun bir sonucu olarak ayrılık ve bölünme çağrısında bulunarak Kafkas Mücahidleri Emirine karşı bağlılık yeminlerini geri çekmeye çağırdığına dikkat çekti.

Bir liderden, kardeşim Kafkasya Mücahidleri Emiri Dokku Ebu Osman’dan duyduğum bu açıklama, beni çok yaraladı ve aynı zamanda üzdü. Kardeşimiz Muhanned’e, kendisinden kardeşleri, Mücahidlerle ilişkilerinde Allah’tan korkmasını talep eden aşağıdaki sözleri söylemeye zorladı.

Cihadın sürdürüldüğü bu toprakların, böylesi ayrılık ve fitneye; böylesi saçmalıklara ihtiyacı yoktur. Mücahidler, Emir Dokku Ebu Osman’ın liderliği altındaki Kafkasya Emirliği altında birleşmişlerdir ve senin vazifen de Dokku Ebu Osman’a itaat ve biat eden cemaat ve çoğunlukla beraber olmaktır!

Ve yine Emir Ebu Osman’da hoşlanmadığın veya sevmediğin bir şeyler görsen bile bu, haklı yada haksız olsan da, birkaç ufak gerekçe için sana ve başkalarına Mücahidlerin saflarında ayrılık çıkarmaya, onları Emir’e karşı gelme ve benzeri davranışlarda bulunma hakkı vermez!

Sahih bir hadiste, Allah Resulü(s.a.v.) şöyle buyurur:

“Emirinden hoşlanmadığı şeyler gören kişi, sabretsin! Çünkü gerçekten kim elini Emir’e itaatten çeker ve böyle ölürse O, bir çeşit cahiliye üzerine ölür.” (Buhari, Müslim)

Bu nedenle biz, Emir (Dokku Ebu Osman)’den yada başka bir Emir’den duyduğumuz memnuniyetsizliğimizi ifşa etmek zorunda değiliz. Ve Cihad liderlerinden hoşnutsuz olmamalıyız.

Kafkasya’daki Cihadın liderliği, iktidar rekabeti yeri ve vesile değildir. Aksine bu, bir sorumluluktur.

Bu bölgeyi yöneten kişi, aranmaktadır. O, hedeftedir ve istenmektedir. Çok sıkıntı çekmektedir. Bunun için öncelikle O’na destek olmalıyız. İlk sırada O’na destek olmalıyız, O’na muhalefet etmemeliyiz.

Resul(s.a.v.) buyurdular ki:

“Kim bir mümine eziyet ederse artık O’nun için Cihad yoktur!”

O halde ya Mücahidlere eziyet eden kişinin durumu ne olur?

Mücahidlere eziyet eden ve onların birliğini, sözlerini bölen kişinin durumu ne olur?!

Allah (azze ve celle), bizlere birleşmemizi ve bir Cemaat olmamızı emrediyor: “Allah’ın ipine hep birlikte sarılın, parçalanıp ayrılmayın!”. “ve Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin! Ve tartışıp cesaretinizi kaybetmeyin. Yoksa gücünüz gider. Ve sabırlı olun! Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Bu, sabırlı olmak anlamına geliyor. Eğer bu Emir’den yahut bir başkasından herhangi bir hata veya ihlal görürseniz sabırlı olun demektir. Eğer Emir aniden bazı ufak hatalar yaparsa, derhal fitne-ayrılık ekmek ve diğer şeyler yapın mı demektir!?

Hayır…! Hataları düzeltmek gerekir. Ayıp, yasaklanmış ve düzeltilmiştir. Mücahidlerin saflarını bölerek ve diğerinin üzerine yeni bir Emirlik yaratarak hizipçilik yapamazsınız.

Ben derim ki: Bugün Emir Dokku Ebu Osman(h.a.), Mücahidler üzerinde hakimiyet ve liderlik kazanmıştır. Bu sorumluluk ve zorluk, tamamen O’nun üzerine düşmüştür. Bu yüzden O’na karşı Şeytana yardım etmeyin ve O’nu böyle şeylerle uğraştırmayın! Bunun yerine O’nu rahat bırakın düşmanlarla savaşın!

Siz O’nu böyle şeylerle meşgul ediyorsunuz ve bu yüzden de O, şimdi daha çok Mücahidlerin saflarıyla ilgili endişeli. Mücahitderin safları nasıl birleştirilecek, tüm bu sorunlar nasıl çözülecek vs…

Emirlik, özellikle Cihad Emirliği, bir taahhüttür. Bir görev ve büyük bir sorumluluktur. Ve Ebu Osman, oradan buradan gelen sıkıntıların kurbanıdır. Herkes O’na hücum ediyor. O ise ne ganimet elde ediyor, ne kalesi var ne de parası! Allah(c.c.) O’nu mükafatlandırsın!

O, bu gücü elde etti. Siz de Allah’tan korkun ve yaptığı güzel işlerde O’na yardım edin!

Allah(c.c.) şöyle buyurur:

“… iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın! Günah ve isyan üzerinde yardımlaşmayın!”

Muhanned kardeşe diyorum ki: “Senden evvelki kardeşlerimiz Hattab(r.h.) ve Ebu Velid El Gamdi(r.h.) ve diğer Mücahidlerin örneklerini takip et!”

Onlardan kaynaklanmış bir fitne bilmiyoruz. Ve onların Mücahidlere herhangi bir zararını da bilmiyoruz. Tam tersine onlar, Mücahidler tarafından çok sevilmişlerdi.

Bu, öyle kötü bir durum ki; Mücahidlerin Emiri, kendi saflarında ki Arap bir adamın fitnesinden bahsediyor.

Durum Mücahidlerin Emiri’nin kendi saflarındaki bir Arap Emirinin fitnesi hakkında konuştuğu safhayı çoktan aştı.

Ben kardeşimiz Muhanned’e şunları söylerim: böyle bir durumda bahsedilmen, senin için bir lütuf değildir. Ve Mücahid kardeşlerimiz senden memnun değiller. Sen bir fitne ve ayrımın sebebi oldun. Sen, Mücahidleri Emir Ebu Osman’a karşı ayaklanmaya çağırıyorsun.

Ben derim ki: Allah’tan kork! Düşmanlar etrafınızda, dört bir yanda, her yerde. Bugün sizler hayattasınız fakat yarın belki de sen öleceksin. Belki de Emir Ebu Osman, yarın veya yarından sonra ölecek. Çünkü Sizler birlik olmadığınız için, sakin olmadığınız için, barış içinde olmadığınız için sen Mücahidlerle tartışıp onları ikna ederken ve onları böyle fitnelerle meşgul ederken düşmanlar saldırıyor.

Ben derim ki: Allah’tan kork! Allah’tan kork ve kendini bunun dışında tut! Ve bil ki benim bu sözlerim aynı zamanda Çeçenya’da ve Kafkasya’da ve tüm Müslüman beldelerdeki Cihadı destekleyen alimlerin ve kardeşlerin sözleridir.

Bunlar sadece benim sözlerim değildir. Ben öncelikle, kardeşimiz Muhanned’den, Mücahid kardeşleriyle olan ilişkilerinde Allah’tan korkmasını, sorumluluk hissetmesini ve birliği bozmamasını istiyorum!

Ve sen biliyorsun ki Allah Rasulü(s.a.v), şöyle buyurmuştur:

“Eğer siz, bir kişinin etrafında birleşmişken birisi gelir de sizin birliğini bozmaya ve sizleri gruplara ayırmaya çalışırsa O’nun derhal kafasını kesin!”

Fakat sizin niyetlerinizin iyi olduğunu ve iyilik istediğinizi düşündüğümüzden dolayı bu hadisin manasını size hamletmiyoruz.

Fakat maalesef, sizler yol ve yöntem olarak hata ettiniz. Ve eğer bir hata bulmuşsanız onu bu şekilde ifşa etmemelisiniz. Herkes hata yapar. Adem(a.s.)’tüm evlatları hata yapar!

Şimdi biz, herhangi bir hatası için Emir’i öldürmek, O’na karşı ayaklanmak; Cemaat içinde bölünme ve çatışma çıkarmak mı zorundayız? Allah’tan kork ey Muhanned kardeşim! Bu, sana öğütümdür!

Ve yine ben şunları da söyleyeceğim: Kardeşimiz Muhanned, inşa’Allah bu sözleri dikkate alacak ve fayda çıkaracaktır. Fakat O, bunu reddeder ve ayak diretirse o zaman, kendini izole etsin, Şura Meclisinden uzak dursun. Ve kendisini Mücahidlerin tüm aktivitelerinden ayrılsın ve sessizce otursun, bir kenara çekilsin veya evine dönsün!

Şura Meclisinden ve kendi meclisinden ayrılsın ve sessizce otursun! Ya bu fitneyi bırakır ya da evinde sessizce oturur. Bu, O’nun için daha iyi olacaktır. Bunlar, O’na hitaben söylediğim sözlerdir!

O, ya bu fitneyi bırakıp Emir Dokku Umarov’a teslim olacak ve yaptığı işlerden dolayı bir bir göstergesi olarak diğil fakat içtenlikle ve tüm kalbiyle O’ndan af dileyecek ya da kendisi için ikinci bir şans olarak kendini izole edip evinde sessizce oturacaktır.

Fitne ürettiğinden dolayı O’nu Cihadda yer almaktan alıkoymak ve O’nun ülkesine geri dönmesi, kendisi için daha iyi olacaktır. Bu, kan dökülmesine neden olacak bir fitneye sebep olmaktan daha iyidir. Eğer ki O, fitne yaymaya devam ederse o takdirde bu, bir diğerinden diğerinin kulağına kışkırtmadır.

Mücahitlerin senin yüzünden silahlarını birbirlerine doğrultabileceklerini hiç düşünmüyor musun ey Muhanned kardeş! Düzinelerce Mücahidin senin yüzünden, senin fitnen yüzünden öldürülebileceğini hiç düşünmüyor musun?

Bu yüzden sen kendin bırakırsan senin için daha iyi olacaktır. Buradan gidip evinde oturmak, senin için masumların ve Mücahidlerin kanlarının akmasına sebebiyet vermekten daha iyi değil midir? Böylelikle düşmanları onlara güldürmekten daha iyi değil midir?

Allah’tan kork! Ya da itaate gel! Sadece iki seçimin var: Bu sana nasihatimdir. Bu, sana tembihimdir ve bu konu hakkındaki son sözlerimdir!

Ya da senin hakkında duyduğum onca şeyden-hakkında anlatılanlardan dolayı Allah’tan kork!

Fakat ben, Şeyhül Mücahidin Dokku Ebu Osman(h.a.)’ın sözlerini duyduğumda çok şaşırdım ve öğrendim ki; bu durum öyle bir noktaya uzanmış ki Emirül Mücahidin kardeşimizi bunun hakkında konuşmaya, O’nun dikkatini böyle şeylerle meşgul etmeye zorlamış. Ve bu demektir ki; bu mesele, öyle bir noktaya gelmiş ki fitne tek kişi düzeyinde kalmamış. Ve sonuç olarak sana şunları söylemek zorundayım:

Bir seçeneğin var: Allah’tan sakınır ve diğer kardeşlerinle birlikte gelip beyat eder ve onlardan biri olursun. Af dileyip cemaatle birlikte olursunuz. Fakat bu, senin için zor ise o zaman buradan gidersin. Kendini izole edersin ve kılıç yerine bir sopa alırsın! Bu bile, Mücahidler arasında bir çatışmaya sebebiyet vermekten daha iyidir. Bu, senin için daha iyidir.

Ve onlara “Ben Arab’ım ya da ben Arab değilim” diye anlatma!

“Arap’ın Arap olmayana takva ve salih amel dışınca bir üstünlüğü yoktur.”

Hepsinden sonra insanlar seni sayıyor! Emir Ebu Osman, seni sayıyor! Ve herkes seni sayıyor! Ve böylece senden, sana olan bu saygıyı doğru bir şekilde takdir etmeni istiyorum! Ve yine senden, Şeytanın vesveselerinin onlara işlemesine izin vermemeni istiyorum!

Ve bir daha başa dönüyor ve tekrar ediyorum. Ya itaat et ve bu fitneyi durdur. Af dile ve tevbe et! Ya da buradan ayrıl; ülkene, evine dön! Ve sana diyorum ki; bu senin için daha iyidir.

Bunlar, benim sözlerimdir. Tevbe edip af dilemek ve bu fitneyi terk etme şansın var. Bu, senin için daha iyidir.

Eğer olmuyorsa O, kendisi uzaklaştırsın! Gitsin, evine dönsün! Eğer dönmek istiyorsa bırakın dönsün!

Bu, benim hükmümdür. Ve bu durumla ilgili sözlerimdir.

Ve Allah’tan, kardeşimiz Muhanned’i doğru yola, iyilik ve takvaya ulaştırmasını diliyorum.

Salat ve selam, lider ve önderimiz Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun!