Çatışmalar ve intikam arasındaki Kafkasya

Alman “Die Welt” gazetesinin Rusya muhabiri Manfred Quiring, Kuzey Kafkasya`yı dolaşarak uzun bir makale yazdı. İkincivatan.eu haber sitesi adına biz de bu makalenin önemli bölümlerini Türkçeye çeviriyoruz.

* * *

Ağır silahlı, üniformalı, ateşe hazır Kalaşnikov tüfekleri göğüslerine dayalı askerler, Dağıstan`nın başkenti Mahaçkale girişinde Çeçenistan`a giden yolda devriye geziyorlar. Dikkatlice şehre giriş çıkışları takip ediyorlar. Beton blokların arkasına saklanmış zırhlı askeri araçlar duruyor. Araçların üstünde ağır makineli tüfekler ateşe hazır bekliyor. Yüzleri maskeli askerler donmuş gibiler. Halk bunların Rusya savunama bakanlığına bağlı askerler olduğunu biliyor.
Bölge halkı bu manzaraya alışkın, onlar işlerine devam ediyorlar. Sanki bunlar burada yok.
Şehir son yıllarda tozlu, ilgisiz bir haldeyken, canlı kavşak haline geldi. Sokaklardaki askerler görmezden gelinirse, Kafkas dağları ve Hazar Denizi arasındaki bölgede yaşanan günlük çatışmalar, kurşuna dizilenler, havaya uçurulanlar veya dövülerek öldürülenlerin olduğu düşünülemiyor. Bazen dağlardan inen yeraltı savacıları İslami bir yaşam tarzını kabul ettirmek için bombalı eylemlere başvuruyorlar. Kızlar kısa etek ve kot pantolonla sokaklarda dolaşıyorlar. Dükkanlar da özgürce Bira, Şarap ve Votka satılıyor. Tiyatroda “Figaronun Düğünü” gösteriliyor. Mahaçkale bir liman şehri olmanın ruhunu yansıtıyor. Bütün bunlar 170 Kilometre uzaklıktaki Grosey`de mümkün değil.
Aniden dört sakallı genç bir arabaya alkol satan dükkanın ünden geçerek vitrini kurşun yağmuruna tutuyorlar. Satıcılar ve müşteriler korkup kaçıyorlar. Daha sonra dağlardan “İçki satanların kendisi suçludur, biz onları uyardık. Allah alkol satışını yasaklıyor” açıklaması geliyor.
Polisler olayı başka türlü görüyor. Dağıstan`a dünya anayasaları hakimdir. Dükkanı kurşunlayanların şehrin ortasında peşine düşüyorlar. Sonuç 7 polis ve 4 direnişçi hayatını kaybediyor.

Yolsuzluk, Adaletsizlik, Keyfi Tutum ve Şiddet
Dağıstan`da silahlı çatışmalar acımasız bir şekil almış. Bazen bir hafta içinde 40 kişi öldürülüyor. Çatışmalar karmaşık motiflerden meydana geliyor. Dini, kriminal, devlet şiddeti patlamaya hazır bir karışım oluşurmuş. Yolsuzluk, adaletsizlik ve keyfi tutum ve şiddet. Bu ortam genç insanları ormana gidip savaşa yönlendiriyor. Svetlana İsayeva, hiç kimsenin para için dağlara çıkıp savaşmadığını belirtiyor. “Dağıstanlı analar” isimli teşkilatın başkanı Svetlana İsayeva`nın oğlu 2006 yılında polisler tarafından tutuklandıktan sonra yok olmuş. Bugüne kadar oğlunu arayan kadının kaderini ülkede çok paylaşanlar var.
Bir genç, bir hırsızlık olayına görgü tanığı oluyor. İfade verdiği sırada hırsız o ilan ediliyor. Şiddetli işkenceden sonra sucu üstüne alıyor. İnsan hakları örgütlerinin devreye girmesiyle hapisten kurtuluyor. Ne yazık ki bunun gibi insanlar izsiz kayboluyor ve cesetleri ormanlık bir alanda bulunuyor. Yönetimden hemen açıklama geliyor. “Bir Vehabi daha öldürüldü”
Hırsızlık suçlamasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan bu şahit, öldürüleceğini biliyor ve ormana kaçıp diğer direnişçilere katılıyor. Özel bir operasyon sırasında yaşamını kaybediyor. Polisler onu “Terörist” diye sergiliyorlar. Dindar gençler, çatışmalardan uzak durmak istedikleri halde bu kemik değirmenine düşüyorlar.
Kafkasya`da direnişçi olduğu şüphesine düşenler acımasızca takibe alınıyor. Yaşama şansları çok azdır. Dağıstan polisi haydut dünyasının bir parçasıdır. Onlara dini eksterizim gereklidir. Bu şekilde süper ödenekler alıyorlar. Direnişçiler ise bakanlıklardan koruma parası adı altında kendilerine para verdirtiyorlar. Onların sayılarını kimse bilmiyor. 200, 300 belki 500 veya 1000 kişi.

Dagistan gittikçe yönetilmez duruma giriyor. Çeçenistan buranın yanında bir barış bölgesidir.
Dağıstan`daki karmaşık durumdan dolayı onlara, Çeçenistan bir barış bölgesi gibi geliyor. Bu yanıltma yüksek sayıda silahlı kuvvetle sağlanıyor.
Bizim şoförümüz çok sayıda Rus tankları ve kamyonlarına yol vermek zorunda kaldı. Bundan bir yıl önceye göre çok daha fazla askeri araç yollardaydı. Gecen yıl Çeçenistan yönetimi çatışmaların bittiğini açıklanmıştı. Gudermes kenti yakınlarında Zentoroi köyünde Kadirov aşireti yaşıyor. Kadirov, bu köye belki girenler olur ama çıkanlar olmaz diye övünüyor. Sohbetimizde gecen yaz köye baskın yapan direnişçilerden bahis etmek istiyor. Köy gerçekten yüksek korumalı bir hapishaneyi andırıyor. Giriş ve çıkış noktaları ağır silahlı kişilerce korunuyor. Benoi tayfasına mensup olan Kadirov, bize köyün kapılarını açtırarak içeri alıyor. Burada Kafkasya gelenekleri geçerlidir. Misafirlere dokunulmaz.

Resim çekmek yasaktır. Kadirov`un ailesinin yaşadığı eve bir göz atıyoruz. Köyün merkezinde küçük bir cami var. Siyah giyinmiş koruma ordusu kale gibi yüksek duvarlı köyü korumakla meşguller. Şüphe uyandırmamak için köyün diğer tarafından çıkıyoruz. Ramzan`nın Çeçenistan`da “terörizmi yendim” diye bağırıp zafer ilan etmesi, köye ve parlamentoya yapılan baskından sonra ağır darbe aldı.
Adamları çok telaşlı ve benzer olayların yeniden yaşanmaması için gayret gösteriyorlar. Aynı zamanda kendisi kamuoyunda boy göstererek güvenli bir Çeçenistan olduğu hissini yaymaya çalışıyor. Sanki hiç bir baskının olmadığını göstermek istiyor.
Grosny hükümet binasında üç saatten fazla bekliyoruz. Çeçenlerin başı özür dilemek için bizi karşılıyor. Ramzan 1,70 boyunda bile yok, geniş omuzlu, garip yumuşak el sıkışı var. Kulaklarının çok dolu olduğunu anlatıyor. İki gündür eve gitmemiş, annesi birkaç defa telefon açmış. İlk önce onun yanına gitmesi gerekiyormuş. Bundan dolayı bizi kabul edememiş.
Bizimle görüşmeyi ertesi güne erteledi.

1001 gece masallarındaki gibi giriş kapısı
Ertesi günün akşam saatlerinde bizi konutuna götürtüyor. Kutsal saraya girişe kadar 2 kilometre yol sıkı korunuyor. Sonra “1001 gece” masallarını hatırlatan bir kapı. İki dev aslan heykeli girişte nöbet tutulanlara eşlik ediyor. Evin beyi rahat spor giyimle oriyentli liderleri hatırlatan bir tarzda bizi karşılıyor. Evin iç döşemesi beyaz, altın ve pembe tutulmuş. Ramsan 4 yıldır görev başındadır.
Moskova`dan ve zengin Çeçenlerden tehditle aldığı parayla akıl almaz şeyler yapmış. Kuzey Kafkasya`da yalnız burada inşaat sektöründe müthiş canlılık var. Rahatça sarayını dolaşıyor. Dışarının karanlığında renkli ışıklar yanıyor. Büyük bir kayalığın arkasında vahşi hayvanlar kafeslerde duruyor. Kaplanlar ve Aslanlar. Isıtılmış bir garajda bir Mercedes 600 ve Porsche Caynne duruyor. Evi terk edip Grosney`ye yola çıktığı vakit 2 düzine zırhlı lüks araba yolları titreterek önlerine gelen ne varsa ezip geçip ona eşlik ediyor.
Çeçenistan başkanı Ramsan Kadyrov, ilk yıllardaki acemiliğini biraz terk etmiş. Şimdi daha akıcı konuşuyor. Rusçasında katı lehçe var. Bilgisizliğini kibriyle kapatmaya çalışıyor. Yavaş konuşarak denge kurmaya özen gösteriyor. İki soruya tepkili davranıp heyecanlanıyor.
O kendi adamlarının suçsuz Çeçenlere terörist pirimi almak için uyguladıkları şiddet ve cinayetlerle ilgili hiç bir şey duymak istemiyor. İnsanların aniden ortadan yok olması Çeçenistan`da hayatın bir parçasıymış. Bunları “kötü insanlar” yayıyor ve karşılığında para alıyorlarmış.
Çeçenistan`nın başkenti Grosny`de Kadirov kendisini kutlatıyor. “Ramzan Grosny için teşekkür ederiz.” Dev bir afişe yazılan bu cümle şehrin merkezindeki bir eve asılmış. Vladimir Putin, meydanının çevresindeki evlerin duvarlarına yapıştırılan ilanlara da başka şeyler yazıyor. “Ruslan`ı gören var mı? 30 Eylül`den beri kayıptır.”
“Grosny`nin dış görünüşü mükemmeldir” Argun`dan Tamara isimli kadın onaylıyor. “Ama buradan insanların başına gelenleri kimse bilmiyor. Aynen Stalin dönemi gibidir. Herkes dilini tutuyor. Fakat bir kişinin yabancı gazetecilerle konuşup gerçekleri söylemesi gerekiyor.”
Bu sözlerle bizimle neden buluştuğunu izah ediyor. “Kızım anne gitme hepimizi öldürecekler dedi. Bizi öyle veya böyle öldürecekler.”
Tamara, bize akıllı gözlerle bakan bir gencin resmini gösterip anlatıyor: “Oğlum 18 yaşındaydı yeraltı savaşçılarına (mücahitlere) katıldı. Dağlarda birkaç ay kaldıktan sonra Kadirov`un çıkardığı aff hakkından yararlanarak geri döndü. Valid hemen tutuklandı, bizim için ıstırap dolu günler başladı. Maskeli adamlar gidip gelip onu, beni, kızımı ve çocuklarımı dövdüler. Diz çöküp önlerinde yalvardım. Siz ne istiyorsunuz? O aff oldu. Sonra oğlumu Türkiye`ye kaçırmak istedim. Yolda yakalayıp hapse attılar. Şimdi yalan iddialarla ömür boyu hapis cezası vermek istiyorlar. “
Tamara korkuyor. Onun kaderi de komşularının oğlu gibi olabilir. O da aff kanunundan yararlandı. Sonra tutuklandı. Hapishanede sakalları uzadıktan sonra bir üniforma giyindirip ormanda vurdular. Televizyonda bir Boyevikinin (direnişçi) ormanda öldürüldüğünü gösterdiler. Aff edilen 18 direnişçiden Argun’da yalnız üçü canlı kaldı. Çeçenlerin, Çeçenlere karşı böyle davranacağını hiç düşünemezdim.

İnsanlar nasıl terörist yapılıyor
Slepzovsk, Grosny`nin batısında birkaç düzine kilometre uzaklıktadır. İngoşetya`daki bu bölgenin ismi iki Çeçen savaşında güvenlik bulan mültecilerin yaşadıkları kamplarla bağlantılıdır.
Hava karanlıktır. Rüstem gayretlere karanlık bozuk ara yollardan Ahmet`e gidiyor. Hiç bir insan gözükmüyor. Ahmet, inşaat halindeki bir caminin yönetim yardımcısıdır. Beklemedik bir anda karanlıkta karşımıza çıkıyor. Bize Polislerin saldırısını, dayağını, tehdidini anlatıyor. O, barışçıl İslam`a hizmet ettiğine yemin ediyor. Polisler hakkında, “Son defa geldiklerinde insanların nasıl terörist yapıldığını anlatıp tehdit ettiler.” diyor. Ona göre, Kanun organları korku ve dehşet yayıyorlar.
“Terörizmin ve Vahabizmin bizim inancımızla hiç bir ilişkisi yok.” Diyor Ahmet.
Bu görüşü yönetime muhalif guruplarda paylaşıyor. Magomed Habiyev, “Adaletli İngoşetya” teşkilatının başkanı da, cinayetler ve insanların ortadan kaybolmasında yönetimdeki yetkilileri sorumlu olarak görüyor. Bize Nasran`nin girişinde yarı yıkılmış bir evi gösteriyor. “Bunu yapanlar devletin askerleriydi. Bir kaç hafta önce makineli tüfek ve roket atarlarla evimi ateş altına aldılar. Bizi sindirmek istiyorlar. Beni öldürecek kurşun bile döküldü, ne zaman atılacağını daha bilmiyorum.” Bunları insan hakları örtüne çalışan dinine bağlı, Avrupa tarzında giyimli Magomed Habiyev anlatıyor.

Yalnız bir otel güvenli
Başkent Nasran`da bile yalnız bir otel güvenli. Kalaşhnikovlarla silahlanmış bekçiler girişte ve katlarda nöbet tutuyorlar. Uzaktan silah sesleri geldiği halde hiç birisi kıpırdamıyor. “Bu her gün oluyor” diyor birisi. Pazar yerinde halk günlük işlerle meşguldür. Timur Akiyev, insan hakları Memorial örgütünün Nasran temsilcisi, 500 bin nüfuslu İngoşetya`da halkın bir kısmının yönetime karşı savaşını dini olarak değerlendirmiyor. Savaşın politik bir sisteme karşı olduğunu anlatıyor. Bugün Kuzey Kafkasya`da taraftarlar federal yönetimle çatışıyor. Rusya başbakanı Putin, göreve ikinci kez secilince bölgeye “dikey güç” yerleştirdi.
Başkan Yunusbek bu sistemin bir parçasıdır. Öldürülen bir direnişçinin yerine beşi daha geliyor.
İngoşetya devlet başkanı, hükümet yöneticilerinin diğer bölgelerden ayrıldığı bir sarayda oturuyor. Eski subay bizi iddiasız siyah bir takim elbiseyle karşılıyor. Çok yavaş ve düşünceli konuşuyor. O koyduğu hedefi takip ediyor. Saldırıya uğrayan kurbanlar ve direnişçilerin aileleriyle konuşuyor. Sevilmeyen komşu Ramzan Kadirov`un yaptığı gibi savaşçıları rastgele öldürmenin hiç bir sorunu cözmemiyeceğine inanıyor. “Bizim burada kan davası var. Biz bir haydudu öldürürsek belki arkasından beş tane daha gelecek.” diyor.

Rusya`nın aynası
Kuzey Kafkasya bugün Rusya`nın aynasıdır. Çeçenistan, Dağıstan, İnguş cumhuriyeti ve Kabardina- Balkarya Rusya`ya meydan okuma noktasına geldi. Moskova`nın bu bölgeyi kaybetme tehlikesi çok yüksektir.
Dini abartarak gösterilen çatışmaların arkasında çaresiz vatandaşlar, merhametsiz ve vurdumduymaz devlet bürokrasisi var. Yönetim şiddetle rakiplerin üstüne giderek problemleri çözmek yerine çıkmazsa sokuyor.
Netice olarak Kuzey Kafkasya`ya Rusya`nın aynasıdır. Yönetim, yönetilenlerin iradesini hiçe sayarak kararlar veriyor.
Durum 2014 yılında yapılacak olan Sotschi Kış Olimpiyatlarından önce daha da kötüleşek. Bu Olimpiyatlarda herhalde Putin Cumhurbaşkanı olacak ve dünyaya gösterecek. Onun yönetiminde Rusya ne kadar gelişti. Karşılığı ne olursa olsun…