Emir Müslim: ”Bu Cihadın başlaması için Allah’a dua ettim”

“Allah izin verirse Kafkasya topraklarını İslam düşmanlarından temizleyeceğiz”

Kavkaz Center, Dokka Umarov tarafından ilan edilen Kafkasya İslam Emirliği’nin Çeçenya Vilayeti, Şali Bölgesi komutan yardımcısı Emir Müslim tarafından yapılan sesli açıklamanın metnini yayınladı.

 

Emir Müslim kimdir?

Emir Müslim (Müslim Gakayev), 1973 yılında doğdu. Kendisi, Vedeno Bölgesi’ne bağlı Elistanji köyünden altı mücahit kardeşten biridir. O’nun büyük kardeşi Emir Hüseyin (1970 doğumlu), Elistanji köyü İslam Cemaati’nin Emiri ve Doğu Cephesi’ndeki Şali Sektörü’nün de komutanıdır.

Gakayev kardeşler, eski Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti, şimdiki adıyla Kafkasya Emirliği İçkeriya Vilayetinde meydana gelen hemen hemen tüm önemli olaylara iştirak ettiler. Dudayev’in yasal otoritesi tarafından Moskova yanlısı muhalefetin (Gantemirov, Avdorhanov, Haciyev, Zavgayev)  bastırılması vb. iki Rus-Çeçen Savaşları’ndaki birçok önemli olaylara kadar…

En büyük iki kardeş Cemaley (d.1965) ve Sait Osman (d. 1967) ilk savaşta ağır şekilde yaralanarak şehit düştüler. Üçüncü kardeş Hasan (d.1969) ve en küçükleri Rıdvan (d.1977) da ikinci savaşta (sırasıyla 2001 ve 2003) şehit oldular. Kız kardeşleri ise ikinci savaş sırasında Rus yardakçısı Çeçen mürtetler tarafında kaçırıldı ve akıbeti bilinmiyor.

 

“BU CİHADIN BAŞLAMASI İÇİN ALLAH’A DUA ETTİM”

 

Kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığınırım

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun

Bizleri doğru yola ileten Allah’a şükürler olsun!

 

Konuşmayı Müslüm yapıyor

 

Bazıları bugünkü mücahitlerin tıpkı eski mücahitler gibi saf, ne söylerseniz ona inanan kişiler olduklarını zannedebilir fakat bu doğru değil. Geçmişteki oyunlar şimdiki mücahitler için geçerli değil. Onlar artık düşünüyor ve ne yaptıklarını biliyorlar.

Önceleri bizler “Hepimiz Çeçeniz, hepimiz beraberiz vb.” sözlerle kendimizi kandırıyorduk. Bütün Çeçenlerin Müslüman ve kardeşlerimiz olduklarını düşünüyorduk.

Fakat bu düşünce yanlış çıktı. Bugün suçların ve sinsice eylemlerin büyük çoğunluğu, daha önceleri beraber olduğumuz işte bu “Çeçenler” tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle önceki mücahitler ve şimdiki mücahitler, vakıayı anlama açısından çok farklılar.

Önceleri bizler İçkerya’nın bağımsızlığı için savaştık. Ve İçkerya’nın bağımsızlığı çok önceleri sağlandı. Önemsiz bir azınlık hariç tüm Çeçen halkı, birlikte ayağa kalktı ve bağımsızlığı sağlamayı başardık.

Bugün, bu cihad sırasında ise Allah’ın dinini savunuyoruz. Şimdi Allah’ın sancağını kaldırdık. Artık yalnız O (cc)’nun adını yüceltmek için ve O’nun ahkâmını uygulamak için savaşıyoruz. Allah’ın izniyle bunu da gerçekleştireceğiz.

Şimdiki cihat sürecinde önceleri bizimle birlikte olanların adiliklerine, sinsi faaliyetlerine ve zararlarına katlanıyoruz.

Allah’a hamd olsun! Allah’a hamd olsun! Allah’a hamd olsun! Biz Allah’a şükrediyoruz ki onların içlerini bize gösterdi, yoksa birçok insan onların bize yardımcı olduklarını düşüneceklerdi ve onlara güveneceklerdi.

Birinci savaş, şimdikiyle karşılaştırıldığında parkta yürüyüş yapmak gibiydi. O savaşta sanki saklambaç oynar gibi dövüşüyorduk. O Allah’ın bir hediyesiydi, şöyle ki insanlarımız gerçek bir muharebe öncesi yüreklendiler.

O zaman Allah bize zafer bahşetti. Çünkü o zaman aramızda bir anlaşmazlık yoktu. Ve biz daha makul ve akidemizde daha sağlam dursaydık Allah-u Teala bu zaferi koruyacaktı. Kafirleri büyük bir zillet içerisinde ülkemizden kovduk ancak ondan sonra birliği sağlamayı başaramadık.

Zaferi koruyamadık. Çünkü kalplerimiz kibirle dolmuştu. Tabiî ki bu herkes için geçerli değildi ancak bu kibirlilik hali çoğunlukta aleni şekilde mevcuttu. Bu süreç bir imtihandı.

Elhamdülillah! İkinci cihadın başlaması Allah’tan bir hediye gibi oldu. Bu cihad, bizim rica ve yakarışlarımıza verilen bir cevap gibi başladı. Bundan hiç şüphemiz yok, çünkü saklayacak bir şeyimiz yok.

Örneğin, açıkça söylüyorum ki; ben bu cihadı bizlere hediye etmesi için Allah’a hararetle dua etmiştim. Birçok kez dualarımda bunu istemiştim ve pişman değilim çünkü Çeçen halkı gitgide kavgalara ve iç çekişmelere gömülmeye başlamıştı.

Şükürler olsun Allah’a ki; gazabını rahmete çevirdi, bize bu bereketli cihadı bir hediye olarak gönderdi. Ve bizler bu hediyeden dolayı çok mutluyuz inşallah.

Bu yüzden, bugünün mücahitleri bunu kavrıyorlar ve cihadı çok dikkatli bir şekilde, ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını bilerek sürdürüyorlar.

Allah, Kuran-ı Kerim’de buyurur ki:

“Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla gayret ediniz…”
(Saff, 11)

Mallarınızla cihaddan, canlarınızla cihaddan önce bahsedildi. Ruhla (bedenle) cihad, varlıkla yapılan cihaddan hem daha zor hem de derece bakımından daha yüksektir. Bununla birlikte, mallarla cihad da, Allah’tan Müslümanlara yardım etmesini dileyerek, istisnasız her Müslüman tarafından yapılmalıdır.

Zakayev’in adamları için de birkaç kelime söylemek istiyorum. Bu insanların içlerindekini açığa vuran Allah’a şükürler olsun. Bunlar geçmişte de aynıydılar, biz onlardan yeni bir şey duymuyoruz.

Bugün biz mücahidler, Şaro-Argun ve Gudermes’ten ova bölgelerine kadar her yerde onlarla sık sık karşılaşıyoruz ve artık onları yüzlerinden tanıyoruz.

Bunlar hakkında mücahidlerin ne düşündüklerini anlatacağım. Mücahidlerin onlar hakkındaki ne düşündükleri konusunda gerçeği bilmek isterseniz iyi bilin ki; Zakayev ve çevresiyle çok az ilgimiz var ve onları fazla dikkate almıyoruz. Onların İçkerya hakkındaki bütün konuşmaları, faydasız gevezelikten başka bir şey değil.

Herkes, işlediği amelin hesabını Allah’a verecek ve Allah her şeyi görendir.

Kuran-ı Kerim’de buyruluyor ki:

“Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.”
(Nahl, 23)

Bize görünen, bizim düşündüğümüz ve bizim konuştuğumuz her şey kesin doğru olmayabilir ve biz gaybi olanları da bilemeyiz. Biz Allah’ın bahşettiği aklımızı kullanmak zorundayız. Bu dünya öyle kurulmuş ki herkes dilinden dökülen her bir kelimenin hesabını verecek inşallah. Ve de yemin ediyoruz ki; eğer hayatta kalırsak kesinlikle bu insanları hesap vermeye çağıracağız.

Bugün bu insanlar birbirleriyle çelişiyorlar. Bazen radyoda onların konuşmalarını dinliyoruz. Onlar oturdukları yerden konuşuyorlar: Mücahidlerin yaptıkları bütün işler faydasız., Ölüm getiriyor., Gelecek yok., gaye olmalı vs…

Elbette bir gaye olmalı! Ve cihad belirli bir gaye ile yapılır. Eğer bir gaye yoksa biz nasıl cihad ederiz? Fakat gaye ne olmalı? Cihada giden bir mücahidin gayesi ne olmalı?

Eğer siz Allah rızası için, O’nun adını yüceltip dinini yaymak için savaşmazsanız bu savaş anlamsız, amaçsız bir hale gelir. Ve bu dünyadaki her şey fanidir ve de yozlaşmaya götürür. Allah bizleri böyle bir akıbetten korusun!

Eğer bu insanları dinlerseniz, bizim hakkımızda şöyle konuşmaktadırlar: Biz (onlara göre) öylesine idealsiz ve hedefsiz kişileriz. Burada çocuk oyunu oynuyoruz. Bundan başka bir de sürekli bir anayasadan bahsediyorlar. ‘Rus anayasası’, ‘İçkerya Anayasası’… Peki bu anayasa için burada kim savaşıyor?

Madem öyle, buradaki hiç bir mücahid, elinde o anayasanın bir kopyasını taşımıyor fakat sadece Kuran-ı Kerim taşıyor. Bizim anayasamız Kuran ve Allah’ın şeriatıdır. Onda her şey söylenmiştir.

Bizim gayemiz Allah’ın ismini yüceltmektir. Bugün mücahidler dudaklarında şu cümleyle can vermektedirler: La ilahe illallah, Muhammedün resülullah!

Mücahitlere bakın ve dualarında ne söylediklerini dinleyin! Onlar Allah’a şehadet için yakarıyorlar. Son nefeslerinden evvel ‘La ilahe illallah’. Bundan başka her şey hüsran, her şey bomboş…  Allah bizi böyle bir sondan muhafaza etsin!

İşte bu insanlar, kendi “parlamento”larında -diğer bir deyimle “sürgündeki hükümet”- batılıların çıkarlarına hizmet ediyorlar ve onların emirlerini yerine getiriyorlar.

Kafirler böyle kişileri ilginç bir obje olarak yanlarında bulunduruyor. Amaçları, onları kendi gayeleri doğrultusunda kullanmaktır. Ama biz aptal değiliz. Olanları görmeyecek ve anlamayacak kadar kör de değiliz. Bugün her şey çok açık durumdadır.

Bırakalım demokrasiyi veya ne kurarlarsa kursunlar, biz hiç aldırmayız. Ancak onu şu an bulundukları yerde yapsınlar, burada değil. Eğer sessizce oturmak istemiyorlarsa batı kültürünü araştırsınlar ve ona alışsınlar, madem çok istiyorlarsa… Ama şunu çok iyi bilsinler ki bu devlet Allah’ın şeriatına göre kurulacak ve bu insanlara işlerini Şeriat’tan kaynaklanmayan, kendi icat ettikleri kurallara göre yapmalarına izin vermeyecek.

Bugün hangi milletten ve kim olursa olsun, Allah’ın dinini seven ve O’nun dinine bağlı yaşayan herkes kardeşimizdir. Ve bu topraklarda kendini öz vatanında hissedecektir.

Çok önceden beri söylediğimiz gibi, demokratların şu an bulundukları yerlerde yaşama şansları var. Ruslarla evli olan Çeçenleri ve bize karşı “Birleşik Rusya” için savaşanları da hiç umursamıyoruz. Orada, Moskova’da istediklerini yapsınlar ama burada değil. Bir İslam diyarı, İslam hukukuyla yönetilmelidir.

Şu adamın ismi neydi?… Unuttum! Beshiev yahut Beshaev… O’nu radyoda dinledim. Diyordu ki: “İçkerya’nın anayasası değişmemelidir.” Ve ekledi: “Aynı şey Çeçenistan’da olduğu gibi Dağıstan ve İnguşetya’da da oluyor.” Müslümanlar, Kafkasya’daki tüm bölgelerde öldürüldüğü için biz artık tüm Kafkasya’yı konuşuyoruz.

Bugün mücahitler sadece İçkerya’yı kurmuyorlar. İçkerya, devletimiz Kafkasya Emirliği’nin sadece bir vilayetidir. Artık mücahitler Dağıstan, İnguşetya, Karaçay, Balkar, Çerkesya gibi Kafkasya’nın her bir köşesinde mevcuttur.

Allah izin verirse Kafkasya topraklarını İslam düşmanlarından temizleyeceğiz. Bundan dolayı bu insanlar bu kadar endişelidir. Ve Allah da onları teşhir ediyor. Önemli olan şu ki; onlar yeni bir şey söylemiyorlar. Allah onların tıynetini açığa çıkardı. Biz onları zaten biliyorduk. Belki de Allah onları diğerlerine teşhir ediyor.

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun!

 

Açıklama, Kafkasya Emirliği’nin Doğu Cephesi’nin Şali Basın Servisi tarafından yayımlanmıştır.