”Bugün olmakta olan her şey bir seraptır” (bir Çeçen mücahitle röportaj)

Prague Watchdog Kafkasya Emirliği komutanlarından Abdul-Malik ile bir röportaj gerçekleştirdi.

 

Prague Watchdog: Çeçenlerin Çeçenleri öldürmesinin normal olduğunu düşünüyor musun?

 

Abdul-Malik: Bu şekilde bir savaş olmasını gerçekten istemedik ve ilk başlarda bundan kaçınmak için her şeyi yaptık. Fakat Ruslar Kadırovcuları ön cepheye sürüyor ve bize karşı saldırılar gerçekleştiriyorlar. Kadırovcular, Rusların gözünde iltimas kazanabilmek için kendi kendilerine her şeyi deniyorlar. Öldürdüğüm bir adamı uyardım. Fakat beni dinlemedi; bunun yerine harekete geçerek bize ateş etti. Onun kuzeni burada bizimle birlikte bulunuyor. O, bu polisin ormanda isyancılarla savaşarak kendi hayatını kazanabildiğini ve bunun ona neredeyse bir gurur kazandırdığını söylüyor.

 

Gidecek hiçbir yerimiz yok. Ve onlarla savaşa başladık. Niçin? Çatışma meydanında karşı karşıya kaldığımız da Çeçen. Rus üniformalı. Bu, bir Rus’tur, sadece Çeçen asıllı- fakat O bizim düşmanımızdır. Rus üniforması içinde, elinde bir Rus silahı, kendi halkına ve dinine karşı geldi. Bu yüzden hem geleneklerimiz hem de dinimiz bize onunla savaşmamızın bir görevimiz olduğunu söyler. O sadece bu yolla durdurulabilir. Tekrarlıyorum, biz sürekli onları uyarıyoruz, yaptıkları işlerden vazgeçmeye çağırıyoruz.

 

Bir yıl önce, bu adamdan polislikten istifa etmesini istedim. Ve bana bir cevap gönderdi “beni vazgeçirmeyi dene!”. Bu nedenle Allah onun yaşamını almak için bizim ellerimizi kullandı. Uzaktan bunu anlamak zor. Bizim burada olay yerindeyse bu durum apaçık. Bu insanlar ara vermeksizin gece gündüz bize zulmediyor. Bu yüzden onlara karşı operasyonlar düzenliyoruz. Başka seçeneğimiz yok. Onlar bizimle tıpkı Rusların yaptığı gibi, Rus silahları ve araçlarıyla savaşıyorlar. Biz cevap vermek zorundayız. Bir savaşta savaşan herkes bunu çok iyi bir şekilde anlar.

 

Bizim İslamın gerektirdiği şekilde, Çeçen halkının gelenekleriyle ilişkili hiçbir şeyi ihlal etmeden savaşmakta olduğumuzu söylemek istiyorum. Biz bu konuda dik duruyoruz. İhlalleri yapanlar onlar.

 

PW: Ama sonra, onu savaş meydanında öldürmedin, ama onu evinden sürükleyerek çıkardın ve onu vurdun. Bu İslami kanunlara uygun mu?

 

A.-M.: Bügün her kim eline silah alıp Rus hükümetini savunur ve bize ateş ederse öldürülebilir. Bu bizim başlangıç noktamız. O bir çok insanımızı vurdu, bu gerçeği biliyorum. Hatta bu koşullarda bile daha önce yaptığımız gibi, işini yapmaktan vazgeçen ve evinde kalmaya istekli olacaklardan birine bir fiske olsun bile dokunmayacağımızı söylüyorum. Fakat bizimle savaş etmeye devam edenlere karşı Rusların kendisine karşı olduğundan daha fazla öfkeli olacağız. Savaşın sona ermesini istemeyenler onlar. Eğer onlar olmasaydı savaş son erirdi.

 

PW: İsyancıların evleri yakılıyor, akrabaları tartaklanıyor ve onlara zulmediliyor. Bunlar kendi insanlarınızda ne gibi bir etki yapıyor?

 

A.-M.: İki yıldır akrabalarımıza gece gündüz zulmediliyor. Biz onların akrabalarına asla dokunmuyoruz, sadece onlara dokunuyoruz. Adalet için ve karşılığının verilmesine çalışıyoruz. Yaptığımız bütün şeyler dinimizle uyumlu. Fakat onlar evleri yakıyorlar, kız kardeşlerimizi, annelerimizi, erkek kardeşlerimizi cezalandırıyorlar. Böyle yaparak inancımızı zayıflatmayı ve bizim üzerimizde etki yapmaya çalışıyorlar. Fakat biz doğru yolda gitmekte olduğumuzu biliyoruz. Onlar yapabildikleri her yoldan bize zarar vermeyi deniyorlar. Onlar ruhumuzu yok etmek istiyorlar. Fakat Allah’ın rızasıyla İslam yolunda duracağız. İslamı güçlendireceğiz ve yayacağız. Buna inanıyoruz.

 

PW: Çeçenya’daki sivil halkın çoğu yetkililerin yapmakta olduklarından memnun, yetkililer evler inşa ediyorlar, Avrupa’nın en büyük camisini inşa ettiler, insanların yaşam seviyesini geliştiriyorlar. Daha iyiye doğru hiçbir değişiklik görmüyormusun?

 

A.-M.: Kadırov Tyson’u Çeçenya’ya getirdi. Michael Jackson’u da getirebilir. Sonra bazı artistleri, bazı Arapları da. Neden? O havuç, sopa politikası yürütüyor. Adamı döv, onu döv sonra ona bir parça ekmek at. O insanlarla bu şekilde anlaşabileceğini düşünüyor, fakat bütün her şey sadece geçici. Yemin ederim, bugün Müslümanların yapmasına izin verilen ibadetler yarın yasaklanmış olacak. Bugün Çeçenya’da hiç kimse Peygamber (SAS) yolunu takip edemiyor. Genç insanlar, evlerinde onlara camilere gitmemeleri söylendiğini söyleyerek bizlere şikayetlerini anlatıyorlar. Hatta camilerden bile alınabiliyorlar. Diğer kalan her şey sadece bir şov-gösteri ..diğer türlü eğer onlar İslamın gerçekten destekçileri olsaydı, onlara karşı olabileceğimizi düşünebilir misiniz?..Elbette, hayır.

 

Ve bütün bu şovun ödemeleri bizim petrollerimizden karşılanıyor. Cumhuriyet petrol gelirlerinin yüzde onunu bile almıyor. Böylece neden onların yemlerini yutalım? Bütün petrole el koyuyorlar ve bize sadaka atıyorlar. Bunu da Rusya bizi besliyor diye anlatıyorlar. Bu doğru değil. Bugün Mücahitler olmasaydı, tıpkı 1944 yaptıkları gibi bizi sürgüne gönderirlerdi. Bunu hatırlıyoruz. Onlar atalarımıza eziyet çektiren insanlar ve şimdi de aynısını bize yapıyorlar. Kadırov’un yapmakta olduğu her şey riyakarlık. Televizyonu, haberleri kontrol edebildiği için bu böyle. İnsanları aldatıyorlar. Ve insanımız TV de anlatılan şeylere inanmaya istekliler. Gerçeği açıkça dile getirebilecek neredeyse hiç kimse Çeçenya’da kalmadı. Her şey yetkililerin parmaklarının altında. Dini bile istedikleri şekilde yorumluyorlar.

 

Eğer bağımsız bir devlete sahip olsaydık petrolümüz yaşanabilecek bir yaşam standardının ihtiyacını karşılardı. Bu yüzden, mücadele yolunu seçtik- kendi devletimize sahip olabiliriz, böylece Müslümanlar barış içinde yaşayabilir. Bugün olmakta olan her şey bir seraptır. Ve geçecek…Allah Müslümanları test ediyor.

 

PW: Fakat pek çok Çeçen yetkilileri destekliyor. Sen de insanların mutluluğu için savaştığınızı söylüyorsun. Halk Kadırov’u övüyor. Belki de halktan uzaklaştığınız ve onunla iletişiminizi kaybettiniz ve bunun farkına varamamışsınız?

 

A.-M.:  Bir hadisten alıntı yapacağım. Ali’nin oğlu Irak’a gidiyordu. O onunla buluşanlara sordu: “Orada neler oluyor?” Onlar cevap verdiler: “Irak’ın bütün halkının kalbi sizinle, fakat onların kılıçları size karşı döndürüldü.” Bu ne demek? Çeçenya halkının kalpleri bizimle birlikte. Onlar bize bunu söylüyorlar. Bizleri seviyorlar, ve ancak onların bize duydukları sevgi kalplerinden geliyor. Eğer açıkça bunu söylerlerse zulme uğrayabilecekler. Onlar ağır bir baskının boyunduruğu altında yaşıyorlar. Ezilmeniz için sadece başınızı kaldırmanız yeterli. Bu yüzden onlar korkuyorlar. Onların silahları yok- siviller. Ne yapabilirler? Sessiz kalmak zorundalar. Onların durumunu anlıyorum ve onları kınamıyorum. Burada yaşıyorum ve her şeyi görüyorum. Bu insanlar Stalin günlerinde olduğu gibi baskı görüyorlar. Hiçbir şey açıkça söylenemiyor. Fakat gerçekte, insanlar bize saygı duyuyorlar ve bizi destekliyorlar. Eğer durum böyle olmasaydı, bize gelip katılan bu kadar çok insana sahip olmazdık. Yığınlarla bize geliyorlar. Yetkililerin adaletsizliğini görüyorlar ve bize geliyorlar. Fakat onlardan her hangi biri bizi desteklediğine dair bir söz söylese, yarın kendisini Hosi-Yurt’ta bir bodrumdan bulacak ve işkence görecektir.

 

PW: Bugün savaşı kim yapıyor? Ne çeşit bir insanlar, onlardan kaç tanesi oradalar- yaşları kaç, sosyal durumları ne, eğitim düzeyleri ne düzeyde? Bir isyancı nasıl görünüyor?

 

A.-M.: Kendi hakkımda konuşabilirim. İki yıl önce Avusturya’dan buraya geldim. Orada iyi bir yaşamım vardı ve hiçbir şey istemiyordum. Fakat pek çok şeyin farkına vardıktan sonra bütün her şeyden vazgeçtim ve geri döndüm. İnsanlar inanmıyor olsa da, çok sayıda mücahit var. Onlar Allah’a samimi bir şekilde inanıyorlar. Ve onların bu yola nasıl girdikleri konusunda para için söylemi açıkça bir yalan. Bir kimse ölerek para kazabilir mi? Eğer bugün öleceksem neden paraya ihtiyacım olsun? Allah’ın huzuruna çıktığımda para bana yardım etmeyecek. Sadece benim amellerim yardım edecek.

 

Eğer para kazanmak isteseydim, bunun için başka yolları düşünürdüm. Sonra, dünya büyük, her yerde yaşayabilirsin. Fakat bu bizim aradığımız yaşam değil. Ahirette Allah’ın rızasını kazanmayı istiyoruz. İslam’ı güçlendirmek istiyoruz. Bugün yapmakta olduğumuz şeyler yarın bize yardımcı olacak. Niçin? Eğer bugün zafer kazanırsak, Müslümanlar özgür olacak. Onlar inançlarının gereğini özgürce yerine getirebilecekler. Her bir insan kendisine Allah tarafından verilen bütün haklara sahip olacak. Ve Allah yolunda öleceğiz. Allah bize cenneti verecek. Buna inanıyoruz  İnşaAllah. Sosyal ve finansal problemleri olanlar bize gelmeyecekler. Onlar Münafıklara teslim olacaklar. Ve onlar kendi sorunlarını çözmek için bir yol bulacak. Fakat biz Allah’ın lütfunu elde etmeye çalışıyoruz. Allah’ın rızasıyla, bulacağız. Allah herkese aradığını verir.

 

Allah kendi yolunda olan hiç kimsenin ödülsüz bırakılmadığını söylüyor- ya zafer elde edecek ya da öldükten sonra cennetle ödüllendirilecek. Bizim bu seçimiz var. Eğer zafer kazanırsak, Müslümanlar için açık olacağız. Onlar için suçlular olmayacağız. Eğer aramızda suçlular olacak olursa, onları durdurabilecek gücümüz var. Ve diğerlerine şeytanca davranmalarına izin vermeyeceğiz. Biz adalet için olacağız. İlk savaşa kıyasla pek çok anlaşmazlık halledildi. Ve halledilmeye devam ediyor. Unutulmamalıdır ki, ölmeden önce her dakika dik duracağız.

 

Bizim saflarımızla ilgili şunu söyleyeceğim: aramızda gençler ve yaşlılar var, doktorlar, inşaat işçileri, fakülte ve üniversite mezunları var. İslami çalışmalar programımız ve uluslararası ilişkiler programımız var. Ne istediğimizi biliyoruz. 30 yaşındayım. Yaşamak için iyi bir zaman. Fakat bu, hayatımın en iyi zamanı, kendimi İslam’a adadım ve Allah’ın sözünü güçlendirmeye. Allah beni yüzüstü bırakmayacak! Buna inanıyorum!