Emir Dokko Ebu Osman ile «Bin Ladin,Kafkasya Emirliği ve Mücahidler arasındaki kayıplar üzerine» bir röportaj

Kavkaz Center, Emir Dokko Umarov’a bazı soruları ulaştırmayı başardı. Bunlara cevap olarak O, Kafkasya ve dünyadaki bazı gelişmeleri yorumladı.

* * *

KC: Baharın başlangıcı, Kafkasya Emirliği mücahidleri arasındaki kayıplarla göze çarptı. Emirlik’in önde gelen komutanlarından Şeyh Supyan, Emir Hasan, Emir Abdullah ve diğerleri inşallah şehid düştüler. Bunlar, ağır kayıplar. Mücahidlerin zayıfladıklarını söyleyebilir miyiz?

Dokko Ebu Osman: Verdiğimiz bu kayıplar bizi zayıflatmadı ve gelecekte de zayıflatmayacaktır inşallah. Kaybın olmadığı savaş imkansızdır. 1999’dan beri birçok emirimizi ve liderimizi kaybettik ancak cihad durmadı. Bilakis genişledi ve güçlendi. Mücahidlerin jenerasyonları, diğerlerinin yerini aldılar. Yeni gençler, ölenlerin yerini aldı. Çok daha fazla genç adam mücahidlere katılmak istiyorlar fakat ne yazık ki bu yeni gelenlerin hepsini kabul edemiyoruz.

Kayıplarla alakalı olan diğer şey ise; planlarımızı düzeltmeli ve alandaki taktiklerimizi değiştirmeliyiz. Yine de bu, göreceli bir durgunluk anlamına gelmez. Mesela İnguşetya’da, mücahidlerin poziyonlarının zayıfladığını kanıtlıyor.

Bir yerde mücahidlerin aktiviteleri, taktiksel nedenlerden dolayı azalmış olabilir. Ve bir başka yerde ise artmıştır. Nalçik’te durgunluk yaşandı fakat Vladivostok’ta büyük çaplı sabotaj saldırıları düzenlendi. Bizler, Kafkasya Emirliği ve Rusya’yı savaşın tek sahnesi olarak görüyoruz.

Acele etmiyoruz. Yol belirlenmiştir, görevlerimizi biliyoruz ve inşallah bu yoldan geri dönmeyeceğiz. Bugün savaş alanı sadece Çeçenya veya Kafkasya değildir. Tüm Rusya savaş alanıdır. Bu durum, gözü olan herkes için açıktır. Cihad, kaçınılmaz olarak ve sapasağlam bir şekilde her yerde yayılmaktadır.

Daha önce de tağutun çizdiği suni sınırların, idari bölümlerin bizim açımızdan hiç bir şey ifade etmediğini belirtmiştim. Ayrılmak istediğimiz ve küçük bir Çeçen Kuveyt’ini kurmayı hayal ettiğimiz o günler geçti. Şimdi genç mücahidlere bu hikayeleri anlattığınız zaman buna şaşırır ve bunun Kur’an ve sünnetle olan alakasını anlamak isterler.

Elhamdülillah! Bazen düşünüyorum ki; Allah bu genç insanları, biz yaşlı neslin doğru yoldan sapmamamız için cihada çağırdı. Şimdi biliyoruz ki bizler, iman ehli kardeşlerimizden ayrılmamalı, onlarla birlik olmalıyız. Astrahan, İdil-Ural ve Sibirya’yı yeniden fethetmeliyiz. Buralar, doğal olarak İslam topraklarıdır. Ve daha sonra Allah izin verirse Moskova mahalleriyle ilgileneceğiz!

KC: Bildiğiniz gibi ABD, Bin Laden’i öldürmeyi başardıklarını söyledi. El Kaide cephesinde de, emirlerinin şehadetini onaylayan bir mesaj yayınlandı. Bu yaşananlar hakkında sizin değerlendirmeniz nedir? ABD, Bin Laden’in ölümünün (Batı için) tüm dünyayı pozitif şekilde etkileyeceğini söylüyor.

Dokko Ebu Osman: Eğer Şeyh Usame bin Laden’in ölümü doğrulandıysa o zaman bize Kuran’dan sadece şunu söylemek düşer: “Muhakkak ki biz Allah’a aidiz ve dönüş de O’nadır!”

Biz Allah’tan Şeyh Usame bin Laden’in şehadetini kabul etmesini diliyoruz. Çünkü bu adam, servetini ve huzurlu yaşantısını İslam’ı korumak için terk etti. Bu, büyük bir hedeftir ve mükafatı da büyüktür.

Laden’in ölümünün dünyadaki gelişmeleri etkileyip etkilemeyeceği sorusuyla ilgili olarak; bence kafirler, kendi yaşamlarının daha kolay olduğuyla ilgili sözlerine kendileri de inanmıyor. Tüm işaretlere göre apaçık ki dünya öyle bir durumda ki; cihad liderlerinin ölümü, İslam’ın yeniden doğuş sürecini durduramıyor.

ABD,Rusya, BM ve diğerleri isteseler de istemeseler de gelişmeler bu yönde ilerliyor. Hepimiz de dünyanın ne kadar çok değiştiğini görüyoruz.

Son on yılın ilk döneminde, İslam ümmetinin kış uykusundan uyanışı, geniş ve kapsamlı oldu. Mücahidler ve rabbani alimler, dünyanın farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak, birbirlerini destekleyerek ve aynı hedefi fark ederek çalışıyorlar. Sıradan Müslümanlar, sokaklara dökülüyorlar ve mücahidlere desteklerini, İslam şeriatının yeniden uygulanması taleplerini açıklıyorlar.

Buna karşılık kafirler de halkı, güya El Kaide’nin Kafkasya’da, Yemen’de, Filipinlerde ve Somali’de saha etkin olduğu bahanesiyle korkutuyorlar.

KC: Bu bağlamda sözde “Arap Devrimleri” ile alakalı fikirlerinizi öğrenmek istiyoruz. Bazı uzmanlar, bu devrimlerin batılı ülkeler tarafından tetiklendiğini söylüyorlar.

Dokko Ebu Osman: Bu gelişmeler, Arap rejimleri olduğu kadar batı için de o kadar sürprizdir. Bu apaçıktır. Ve orada Amerika’nın planladığı, burada CIA’nın çalıştığı vs. hepsi saçmalıktır.

Bu rejimleri kendi isteğiyle ve hikmetiyle sarsan Allah(c.c.), yıllar boyunca bu dini ve Müslümanları aşağılayan tağutları küçük düşürdü.

Ve diğer problem şudur ki; batı ülkeleri, “Arap devrimleri”ne el sallamaya çalışıyor. Her yerde olmasa da bunu kısmen başarıyorlar.

Şu anda bu net değil. Ve olayların ileride ne şekilde süreceği de belli değil.

Bugün herkes, Amerika ve diğer batılı devletlerin kendilerine yıllar boyu imanla hizmet eden müttefiklerini, kuklalarını nasıl sattığını görüyor. Subhanallah! Bu diktatörler, tüm şan ve şeref Allah’a ve Resulüne(s.a.s.) ait iken kafirlerde izzet aradılar.

Ve nihayet, Allah Resulü(s.a.s.)’nün belirttiği diktatör rejimlerin yıkılma zamanı geldi. Bu çok açıktır.

Eğer kafirler, yeni kuklaları iktidara getirseler bile eminim ki bu ülkeleri eskisi gibi kontrol altında tutamayacaklar. Artık gözlerimizin önünde tamamen farklı bir durum ortaya çıkıyor. Allah Müslümanlara yeni fırsatlar sunuyor!

Diğer bir sorun da bu fırsatın nasıl Müslümanlar tarafından kullanılacağıdır. Çünkü insanlar kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmeyecektir.

Şimdilerde Libya’da, devlet konusunda bir kafa karışıklığı var. Bununla birlikte gelen bilgilere göre mücahid gruplar da orada aktifler. Onların Müslümanları yöneteceğine dair bir umut var.

Mısır ve Tunus’taki durumla ilgili ise yeterli bilgi yoktur. Biz en iyisini temenni ederiz fakat şimdilerde oralarda kesin bir sessizlik var ve maalesef bize ulaşan bazı haberlere göre, bazı meşhur cemaatler yeniden “Demokratik İslam” oyunu oynamaya başlıyorlar.

Suriye’deki olaylar da göründüğü kadarıyla henüz baş gösteriyor. Cezayir, Fas ve Ürdün’de de gerginlikler mevcuttur.

Belki de tüm Arap ülkeleri içinde en olağanüstü olaylar, mücahidlerin pozisyonlarının en çok umut verici olduğu ve kendisinden ciddi askeri hareketlerin başlayabileceği Yemen’dir.

Kesin olarak söyleyebileceğim yegane şey şudur ki; eğer Müslümanların silahlı güçleri olmazsa, cihad olmazsa, savaş olmazsa o zaman hiç kimse bize Allah’ın şeriatını ikame etme izni vermeyecektir. Eğer bu mümkün olsaydı, bizzat Allah Resulü(s.a.s.) tarafından uygulanırdı.

KC: Bu röportaj ve yorumlarınızdan ötürü Allah sizi mükafatlandırsın!

* * *