Bir Batılı gözüyle Çeçen direnişi

Batıda Çeçen davasına verdiği destekle adından söz ettiren Danimarka Çeçenya’ya Destek Komitesi Başkanı Thomas Bindesbal Larsen, Kremlin’in karartma çabalarının Çeçenya’da savaşın devam ettiği gerçeğini değiştirmediğini belirtti.

 

Chechenews’e Çeçen-Rus savaşını değerlendiren Larsen, Çeçen direnişinden ümitli olduğunu da söyledi.

Danimarka halkının bir temsilcisi olarak Çeçenya’da durumu nasıl görüyorsunuz?

İkinci Rus-Çeçen savaşının yedinci yılının bitmiş olmasına rağmen Çeçenya’daki durum, büyük bir değişikliğe uğramadı. İşgalci Rus askerleri ve Çeçen-İçkerya direniş hareketi arasındaki askeri çatışmalar önceden olduğu gibi devam ediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin yanlısı Ramzan Kadirov, Çeçenya’da savaşın bittiği şeklinde asılsız açıklamalarda bulunuyor. Rusya yönetimi ise tüm medya organlarını tamamen kontrolü altına aldı ve Çeçenya’dan Kremlin’in resmi politikasına ters düşen her türlü haberi ablukaya aldı. Bu arada işgal edilen Çeçenya, kapalı askeri bir getto gibi. Avrupa topluluğu savaş olan dünyanın farklı bölgelerinden farklı olarak Çeçenya’dan objektif televizyon haberler görmüyor. Bize ulaşan haberlere göre, her gün Çeçenya’da Rus askerleri ve Çeçen savaşçıları arasında silahlı çatışmalar yaşanıyor. Aynı zamanda tüm dünyaca bilinen temizlik operasyonları devam ediyor, genellikle sivil Çeçenlerin kaybolduğu kontrol noktaları halen yerlerinde duruyor, Rus ‘tepeleme’ organları sadece direnişe katılanları değil, sivilleri de evinde, işinde, okulunda veya üniversitede takip ediyor. Sağlık ve ekoloji durumunda felaket durumu hala mevcut. Çeçen çocukların toplu zehirlenmesi herkes tarafından biliniyor.

 

Çeçenya’daki kaynaklarımızın bildirdiğine göre, Çeçen vatandaşlar arasında kanser ve tüberküloz vakaları görülmemiş şekilde arttı. Rus işgalci askerleri ormanları kesip Çeçenya sınırları dışına götürüyor. Ülkenin dağlık bölgelerine sürekli devam eden saldırılar sonucunda yerel ekoloji büyük zarar gördü. Tüm bunlar nedense uluslararası toplulukların sessiz kaldığı endişe verici olaylar. Rus-Çeçen savaşının bittiğine dair Rusya tarafından yapılan açıklamalara gelince, neden o zaman halen orada Kadirov birlikleri hariç İçişleri, OMON ve farklı birliklerden 80 bin işgalci asker tutuluyor. Eğer Rusya’nın buna açık bir cevabı yoksa, demek ki, orada Çeçenlere karşı savaşı devam ettirmek durumundalar.

 

1997’de AGİT ve Avrupa Konseyi temsilcilerinin katılımı ile Çeçenya’da devlet başkanı ve parlamento seçildi. Bizim gözümüzde hala bu insanlar yasal temsilcidir. Bundan dolayı, Çeçenya’da yapılan ve sonrasında Kadirov ve Alkhanov’un yönetime geldiği seçimleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Bilindiği gibi tüm uluslararası organizasyonlar da bu sahte seçimleri yasal görmüyor. Çeçenya’da bir sonraki seçim ancak savaş bittiğinde ve Çeçen vatandaşlar özgürcü iradelerini sergileyebilecekleri zaman olabilir.

 

– Danimarka Çeçenya’ya Destek Komitesi’nin kuruluş tarihini ve faaliyetlerini anlatır mısınız?

1994-1996 Birinci Rus-Çeçen savaşının başından itibaren benimle aynı düşüncede olanlarla birlikte Çeçen halkına nasıl yardım edebiliriz hedefi üzerine yoğunlaştık. Bu hedef doğrultusunda Çeçenya’ya Destek Komitesi kuruldu. Komiteye Çeçen halkının trajik kaderini önemseyen Danimarkalı politikacılar, yazarlar, gazeteciler, avukatlar, hukukçular ve normal vatandaşlar katıldı. Profesör Karl Erik Foverskov, Kafkasya uzmanı Helen Krag, tanınmış Danimarkalı gazeteci Vibek Sperling, Danimarka Parlamentosu milletvekili Holger Nielsen ve daha başka bir çok kişi komite üyesi ve Çeçen halkının bağımsızlık ve özgürlüklerine ulaşabilmeleri için ellerinden gelen yardımı gösteriyorlar. Aynı zamanda Ocak 1997’de yapılan demokratik ve özgür seçimlerin belirlediği yasal Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti üyelerine yardım ediyoruz.

 

– 23 Şubat 1944’de Çeçen halkının sürgün edilişi konusunda neler diyeceksiniz?

 

Sovyet tarihi konusunda ihtisas yaptım ve buna bağlı olarak farklı literatürler okuma imkanım oldu. Çeçen halkının 1944-1956 yılları trajik sürgününe delil olan tarihi belgeleri gördüğümde şoke oldum. Sovyetler İçişleri Halk Komiserliği askerlerinin Çeçen halkına yönelik yaptığı şeyler fiziki ve manevi olarak bir halkın jenodisinden başka şey olarak ifade edilemez. Şubat 1944 trajik olayları ile ilgili kitapları okumak benim için zordu. Kazakistan ve Sibirya’ya sürülen Çeçenlerin yaşadıklarını anlatan Svetlana Aliyeva’nın kitabını okudum. Tjetjenien.dk. web sitesi aracılığı ile Danimarka vatandaşlarına Çeçen halkının fiziki olarak yok ediliyor olması gerçeğini ulaştırmaya çalışıyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun 1944’de Çeçen halkına Rusya yönetimi tarafından yapılanlara kayıtsız kalmayarak, olaya jenosit demesi sevindirici. Hiçbir zaman insanlığa karşı işlenmiş suçları unutmamalıyız. Putin’in bu suçları kabul etmesini ve Çeçen halkından özür dilemesini istemeliyiz. Ayrıca Rus-Çeçen savaşının politik olarak çözüme kavuşturulması da çok önemli.

 

Çeçen halkının yüzyıllardır özgürlük ve bağımsızlığı için eşit olmayan asker sayısı ile silahlı mücadele yürütmek gibi zor bir görevle karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Buna rağmen, Danimarkalıların büyük çoğunluğu Çeçenlerin özgürlük ve bağımsızlıklarına güveniyor. Bundan dolayı buradan Çeçen dostlarıma onlar için önemli olan ‘Marşo’ kelimesiyle sesleniyorum.